Dem
http://dem.anatolianrock.com
DeM
 
 Ana Sayfa
 Grup Hakkında
 Grup Elemanları
 Demolarımız
 Videolarımız
 Repertuarımız
 Fotoğraf Albümü
 Forum
 Linkler
 Bize Ulaşın
 
 
DeM Röportajı (Hangibar.com - Menekşe)

Menekşe: Hoş geldiniz arkadaşlar, sizleri hem müzikal kimliklerinizle hem de müzik dışındaki hayatınızla daha yakından tanıyabilir miyiz?
Volkan: Grupta gitar çalıyorum, 1997 senesinde gitar çalmaya başladım, 2004 senesinde DeM’e katıldım. Ankara Üniversitesi Gıda Mühendisliği mezunuyum, bu arada grubun tek mezun üyesi de benim. İstanbul’da yaşıyorum.
Ertuğrul: Ankara Üniversitesi Radyo-TV-Sinema Bölümünde okuyorum. 1998 yılında müziğe başladım yaklaşık 1 yıl önce DeM‘e dahil oldum. Grubun en küçük elemanı da benim:)
Barış: Başkent Üniversitesinde Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümünde okuyorum ve bitirmeye çalışıyorum. Zamanımın çoğunluğu internet başında geçiyor. Ortaokul yıllarından beri davul çalıyorum.
Göktuğ: ODTÜ İktisat 7.senemdeyim ve dondurdum. Ben de İstanbul’da yaşıyorum. 2003 yılında kurduk grubu, 1999 yılından beri de aktif olarak müzik ve sahne çalışmaları yapıyorum. Grubun en büyüğü de benim:)

M: DeM’in kuruluş ve isim öyküsünü alabilir miyiz sizden?
G: 2003 yılında Özgür Özayvaz diye bir arkadaşımız vardı, onunla kurduk grubu. O zamanlar Soulitary ile devam ediyorduk ama ben biraz da Türkçe müzik yapmak istedim, ondan sonra Özgür’ü buldum. Özgür ile beste yapmaya başladık hemen ve 4–5 tane beste hazırlanınca onları kaydettik. Sonra grubun adı ne olsun diye düşünmeye başladık. İlk önce “Şehir Merkezi” yapalım dedik, bir sürü planlar yaptık kaset kapakları falan dizayn edip hayaller kurduk:) Ama sonra isim çok uzun geldi bize. Bir gün arkadaşlarla otururken gene isim konusunda, alternatif isimler üzerine konuşmaya başladık. Benden DeM ismi çıkıverdi birden… DeM’in bir sürü güzel anlamı var aslında kan, şarap, alkol, doyum, esrar gibi…

M: Bilmeyenler için buradan da hatırlatmış olalım DeM her cumartesi 21.00–00.00 saatleri arasında Garage Rock Barda sahne alıyor. Yalnız bar programınızda dikkatimi bir ayırım çekiyor. Sahneye “DeM Cover Project” olarak çıkıyorsunuz bu ayrım neden?
G: Bu soruya cevap vermeden bir şeyi daha açıklayalım, biz 2004 yılının temmuz ayında bar programlarına çıkmaya başladık. Bu dönemde ismimiz “Them”di. İngilizce ve cover çaldığımızda İngilizce bir isim olsun, Türkçe ve kendi bestelerimizi çaldığımızda da DeM olsun diye kararlaştırdık. Sonra grup bir dağıldı bir toparlandı falan derken arada bir kopukluk oldu ve son dönemde barda cover ve yabancı çalarken DeM Cover Project, Türkçe ve bestelerimizi çalarken de DeM olarak sahneye çıkıyoruz.
V: Cover ve besteyi ayırmak için bu genellemeyi yaptık aslında. Konserlere çıktığımızda tüm bestelerimizi çalıyoruz ama bar programında en fazla 1–2 tane çalıyoruz. Bu ayrım yapılabilsin diye böyle bir şey yaptık.
G: İlerde de İngilizce sözlü besteler yapar da tarz değiştirirsek o zaman da “Them” ismini kullanırız, onu da buradan sahiplenelim de:)

M: Sahnede bestelerinizi söylüyorsunuz genelde, gelen tepkiler nasıl?
V: Genelde bar programlarımızda seslendirmiyoruz, gelen seyirci daha çok bildiği, eşlik edebileceği şarkıları dinlemek istiyor. İstek gelirse çalıyoruz besteleri.
E: Beste çaldığımız zamanlarda güzel tepkiler alıyoruz.
B: Aslında biraz da dinleyicinin tavrına, akşamın atmosferine göre de değişiyor. Ama çaldığımız zamanda insanların olumlu olarak etkilediğini ve beğendiğini gözlerinden, alkışlamalarından anlıyoruz.
E: Biraz da bizim psikolojimize göre de değişiyor.
G: Limon Bar vardı kapandı, bestelerimizden biri “serzeniş” baya biliniyordu orda.. Sonra biz bunun etkisiyle yeniden besteyi biraz düzenleyip internete koyduk. Konserlerde de genelde çalmaya özen gösteriyoruz. Ama artık bundan sonra konserlerde birkaç cover çalıp daha fazla bestelerimizi çalmak istiyoruz. Aslında asıl amaç 12–13 tane besteyi tamamen hazır duruma getirip onları çalmak, aralarına da birkaç cover serpiştirmek.. Bundan sonra bestelere daha çok ağırlık vermek istiyoruz.


M: Internette şarkılarınızın sıkça indirildiğini fark ettim. Bu, besteleriniz için gelen olumlu tepkilere en iyi örnek olsa gerek. Besteleriniz için bu kadar olumlu tepkiler alıyorken albüm çalışmalarına neden başlamıyorsunuz, ya da başladınız da benim mi haberim yok?
E: Şu dönem içinde albüm olayından biraz korkuyorum açıkçası..

M: Neden?
E: Rock piyasasının düştüğünü düşünüyorum Türkiye'de. Birçok grup çıktı ortaya ve rock müzik dinleyicisi çoğaldı deseler de aslında rock dinleyicisinden ziyade rock müzik yapan insan sayısı çoğaldı. Dinleyici olarak düşünmüyorum ben bunu hala dinleyici sayısı 10.000 ya da 20,000’in üzerinde değil. Ve bu grup çokluğunun içinden de sıyrılmak gerçekten zor.
V: Şu anda çok fazla albüm çıkmaya başladı piyasaya, pek de bir seçicilik kalmadı. Eğer bir albümle çıkacaksak çok iyi bir prodüksiyon ve gerçekten güçlü bir isim olarak çıkmamız gerekiyor. Yoksa 1–2 günlük bir şey olarak çıkacaksak hiçbir manası yok bana göre..
B: Ben kendime ve grubuma güveniyorum, açıkçası gruplar çoğaldı ama bizim farklı bir tarafımız var ve albüm çıkarırsak ilgi görecektir diye düşünüyorum.
G: Biz birkaç firma ile görüştük çıkması olası bir albüm için, oralardaki genel tavır şu; albümler artık satmıyor o kesin, MESAM’ın görevlileri bile bas bas bağırıyorlar MP3‘lerden dolayı satışlar düşük. Şu an şirketlerin politikası "albümünü kendin kaydet, getir basalım, klibini çekelim" Maalesef piyasadaki birçok grup böyle, buna ünlü olanlar da dâhil. Onun dışında bir de adamlar konser gelirlerinin %50'si gibi ciddi bir orana ortak olmak istiyorlar. Bizim önümüze gelen sözleşmelerin çoğunda konser gelirlerine de %50 vs. gibi rakamlarla ortak olmaları şartı vardı. Bunda da bir oranda haklı olduklarını düşünüyorum aslında, adamlar albümden kazanamayacakları için konserden de para kazanmak istiyorlar. Ama bu da bizim için çok ağır bir şart. Herkes kendince haklı.. Sonuçta ticari bir olay onların açısından.
V: Biz de bu nedenle olabildiğince kendimizi korumaya çalışıyoruz. Her gelen teklife atlamamaya çalışıyoruz.
G: Biz albüm yapsaydık, geçen sene de kaydeder yapardık, sürerdik piyasaya.. Ama belki biraz eski kafalı düşünüyoruz, şirket albümü, iyi bir prodüksiyon, iyi bir aranje ve profesyonel bir ekip olursa ve biz de elimizden geleni yaparsak daha güzel sonuçlar alabileceğimizi düşünüyoruz. Şimdi çalışmak istediğimiz bir prodüktör var onunla görüşeceğiz bayram sonrası. Şimdilik isim vermeyelim ama bu görüşmelerin sonuçları olumlu olursa bu bizim için hayallerimizin gerçekleşmesi için atılmış çok büyük bir adım olacak. Olmazsa da başka bir yol ya da yöntem deneyeceğiz, en kötü ihtimalle başından beri söylenen yolla kendimiz kaydedip piyasaya süreceğiz. Ben kendi adıma tüm şarkılarımızı çok seviyorum ve tutulacağına da inanıyorum.

M: Ankara’da Garage’da çalıyorsunuz, peki başka mekânlarda da sizi dinleyebilecek miyiz?
V: İstanbul’da cuma akşamları için bir mekân düşünüyoruz. Ya da hafta içi..

M: Ankara’dan çok grup yolladık bu sene. Bir anda eskiden pop müzik çalınırken her yerde rock müzik dinlenmeye başlandı. Her zaman eleştirdiğimiz Kral TV‘de bile sık sık rock müzik temsilcilerini dinler olduk. Bütün bu gelişmeler rock barlarda bir artışa ve bu mekânların tercih edilirliğini arttırmaya başladı. Sadece rock müzik sevenler değil Tarkan ve Hande Yener hayranı birçok teenage de rock barlara gelir oldu.
V: Türkiye'de şöyle bir terslik oldu; gerçek, bildiğimiz klasik rock oturmadan, uçları çıkmaya başladı. Klasik rock yok ortada ama uçları var. Kitle tam olarak rock müziği bilmiyor. Öğrenemezler de bence.. Şu an genel olarak müzik dinleyen insan ne dinlediği konusunda çok bilgili değil. Ama çıkan gruplara söylenecek bir lafım yok, onlar kendilerine göre bir tarz belirlemişler. Şu an piyasada olabildiğince sert müzik yapalım diye bir anlayış var. Temeli olmadan nasıl bu kadar uçlara gidildi ve nasıl bu kadar tutuluyor..
G: Senin kültürün olmayan bir müzik, bir şekilde yıllardır yapılmaya çalışılıyor. Bu zamana kadar yapılan rock müzik gerek altyapı, melodi, gerekse vokal olarak bizim kültürümüzden bir şeyler taşıyordu. Şimdi benim anlamadığım bu yarışmalarda falan yapılan şey, Volkan'ın da dediği gibi daha temelini oturtmamışsın, batıdan alınmış alakasız formları empoze etme tavrı var yarışmalarda. Şimdiye kadar katıldığımız tüm yarışmalarda böyleydi. Adamlar doğu ve batının sentezini yapıp ortaya iyi bir şey koyma çabasındalar ama sen daha kendini tamamlayamamışsın ki.. Batılı dediğin adamlar zaten bizden daha iyi müzik yapıyorlar, bizden çok daha iyi saz partisyonları kullanıyor. Zaten bizde bu durumda bir eksiklik var, biz hepimiz zamanından beri “sert” müzikleri zaten dinledik, bu müziği yaptık, çaldık.. Şimdi istesek gene yaparız, gerekli kapasiteye de sahibiz. Ama ondan sonra bakıyorsun her kez sert yapın, daha sert şeyler çalın diyorlar. Ama biz adam gibi Türkçe müzik yapmaya çalışıyoruz, ondan sonra da çoğu zaman çelişkiye düşüyoruz, ki ben Duman’ı bu açıdan acayip takdir ederim, gerçekten Türkçe rock yapıyor adamlar. İnsanlara diyecek yok grunge yapıyorlar vs. vs. ama adamlar doğudan başladı sonuçta işe.
V: Bir de biz trend müziği yapmak istemiyoruz. 20 sene sonra da bu işi yapmak istiyoruz. Ha bu ticari kaygı gibi gelebilir, zaman zaman kendi içimizde de bunu konuşuyoruz, biz bu işi gerçekten severek ve sevdiğimiz için yapıyoruz.
G: Bara gelen adam eğlenmeye geliyor. Orda içiyor kız arkadaşı veya orada yeni tanıştığı insanla.. Sen orada ne çalarsan çal, onun için amaç o gece eğlenmek. Club diye adlandırılan mekanlarda eğlenmek isteyen insanlar da oraya giremeyince, bir şekilde daha ayak altında ve belki giriş ücreti anlamında ucuz olan rock bara eğlenmek için geliyor. Buna bağlı olarak da yozlaşma ile ilgili bir şey söyleyeceğim, şu an Türkiye’de rock müzik ön plana çıkarılıyor. Eskiden barlarda Türkçe müzik çalmaya kalktığında pop müzikleri falan coverlerdik, ama şimdi adam gibi çalınabilecek şarkılar var. Bu yüzden de Türkçe repertuara daha çok yer veriyoruz. Çünkü oraya gelen insanlar yabancı şarkıların sözlerini bile bilmiyor, bildikleri ise barlarda DJ’lerden duyup yarım yamalak ezberlediği şeyler. Türkçe olunca da sözlerini biliyor ve eşlik edip eğleniyor. Yabancı çalmak da bana saçma geliyor zaten, niye yabancı şarkı çalıyoruz barda onu da bilmiyorum. İngilizce şarkılar zaten uzun yıllardır çalınan aynı şarkılar, Psyco Killer gibi.. Bu şarkılar çok uzun zamandır çalındığından biliniyor oysa yeni ve çok kaliteli bir sürü şarkı var ama hiç biri ortada yok.
E: Geçen hafta Altısekiz sahnede “Black Hole Sun”ı çaldı, çok kaliteli bir şarkıdır, ama kimseden bir tepki gelmedi, insanlar öyle baktılar sahneye..

M: Çok güzel bir örnek oldu bu, hatta Şener’in de kulaklarını çınlatalım isyan etmiş forumlarında.. İşte bu noktada rock kültürünün yozlaşması ve popüler olmaya başlaması ile ortaya çıkan bir bayağılık söz konusu. Rock kültürünü bilmeyen, Iron Maiden dediğinizde yüzüne bakan insanlar da rock barlara geliyor. İşte o zamanda yozlaşma daha da hızlanıyor. Örneğin ben HIM dinlemek istiyorum ama birçok grubun repertuarında olmasına rağmen genelde söylemiyor gruplar. O noktada da ticari kaygılar devreye giriyor.
E: İktisatçı olan Göktuğ, o daha iyi bilir gerçi ama bu biraz da arz talep meselesi ile ilgili bir şey, şirketler sert müzik dinleyen dinleyiciyi görünce ortaya adam atmaya kalktı, alt yapı olmadan.. Bu adamlar ilk oldukları için sağlam yerler edinebildiler. Sonrası için bu sertlik bence çok sallantıda olacak bir şey. Hatta rock müziği sallayan bir dönem oldu bu dönem bence.
B: Yabancı cover çalıyoruz ama bunun nedeni biraz da gelen dinleyicinin oluşturduğu profil. Sürekli beste ya da Türkçe çalsak bu da olmaz. Hepsinden belli oranlarda çalmak sanki bar programı için daha doğru. Sanırım eğlenmeye gelen insanlar yabancı coverlar istiyor.
E: Maalesef hala Türkçe rock müziğe karşı kalın bir duvar çekilmiş durumda. Dediğim gibi müzisyen sayısı arttı, dinleyen sayısı değil. Daha çok müzisyen dinlemeye başladı artık çekememezlik mi ya da en iyi niyetle mükemmeliyetçilik mi? İnanılmaz ağır eleştiriler geliyor, ama baktığınızda yapılan iyi bir şey yok, sadece kötü şeyler varmış gibi hep en kötü eleştiriler geliyor, yapıcı değil. Geçen UPO ile konuştuk, bir dönem Satriani falan çalmışlar programlarında, ama gelenler öyle bakakalmışlar ve haliyle birkaç denemeden sonra çalamamışlar. İnsanlar yeni şeyler kapalı barlarda, eski ve bildiği şeyleri dinlemek istiyor.
G: Ha bir de şu var, her zaman kolaya kaçıp adamların bildiği şarkıları çalarız ki, bu da bizim işimize gelir, repertuarımızda zaten o piyasa olmuş şarkıların hepsi de var. Ama gerçekten piyasa değil denebilecek bir sürü şarkımız da var ama adamlar pel pel bakınca ne siz, ne de onlar zevk alıyor çalarken. Şunu da haklı buluyorum, gelen insan eğlenmek için eşlik etmek istiyor, bildiği şarkılar da zaten eskiden beri çalınan bilinen şarkılar, o yüzden Türkçe çalmak aslında daha avantajlı..
V: Aslında elbette arz talep döngüsü ama bence ideal bar grubu yeterince kendine güveniyorsa ve ben müziği biliyorum diyebiliyorsa ve gelen insanları yönlendirebiliyorsa işte o grup gerçekten iyi bir gruptur.
E: Türkiye'de barlarda örneğin Garage gibi bir mekanda ortada bir masa yok, bu yüzden herkes hoplamak zıplamak dans etmek isteyecektir, bu yüzden onlara yeni şarkı öğretemezsin olmaz..
G: Son zamanlarda birçok rock bar açıldı, son dönemdeki rock patlaması nedeniyle 1 aylık gruplar bile bara programa çıkmaya başladı. Böyle olunca da dejenerasyon meydana geldi ama bar işletmecileri anladıklar ki rock bar açmakla olmuyor bu işler ve birçoğu da kapanıyor ya da kıvranıyor.

M: Bu kadar müzikten ve piyasadan konuştuk, bu durumda piyasa olan şarkıları toparlayıp mı bir repertuar oluşturuyorsunuz?
G: Sonuçta bir iş yapıyoruz, işletmenin, izlemeye gelenlerin herkesin ortak beğenilerinin kesiştiği biçimde söylemekten keyif aldığımız "piyasa" diye tabir edilebilecek şarkıları çalıyoruz. Elbette çok özel, asla piyasa olmamış olamayacak şarkılar da var, çok sık olmasa da onları da çalıyoruz. Şöyle de bir şey var; direncimiz de bir süre sonra kırılıyor, eleştiriler bazen çok yoruyor ve biz de lanet olsun ben çalarım paramı da alırım diyoruz. Ama genel anlamda repertuarımız çok geniş ve her şey var, hemen hemen olabilecek her türlü isteğe hazırlıklıyız.
E: Barlarda çalışan müzisyenlerin barmenlerden pek bir farkı yok aslında, içki istiyorlar barmen veriyor, bizden de şarkı istiyorlar biz de onu veriyoruz.
G: Şimdiki barlarda şu var, belki daha önce de vardır bilemiyorum ama biz aktif olarak sahneye çıktığımızdan beri bununla karşılaşıyoruz. Grupları ikinci plana atma durumu var, başka insanların sözü daha çok geçiyor. Yılbaşında olan olayları bize yaşatılanları sen biliyorsun, gruplar baya bir eziliyor ve ciddi anlamda hakları yeniyor.
E: Artık öyle bir durum olmuş ki iyi müzisyenden öte, seyircisi ya da arkadaş çevresi çok olan müzisyen barlarda gövde göstermeye başladı.
V: Eğlence sektörü sonuçta, sen çok kötü olabilirsin ama çevren kalabalıksa sorun yok.
G: Buradan şu yanlış anlaşılmasın ki, biz sahnede söylediğimiz her şarkıdan çok keyif alıyoruz ve eğleniyoruz. Çaldığımız her şarkıyı kendimize uygun bulduğumuz için çalıyoruz. Sahne almaktan ve orda olmaktan zevk alıyoruz. Yoksa hiçbir kuvvet istemediğimiz bir şeyi yaptıramaz.
E: Ha çalmak istediğimiz ama çalamadığımız şarkılar yok mu? Var.. Çalmayacak mıyız? Elbette çalacağız:)

M: Nokia Supersound yarışmasına katıldınız, çok umutluyduk sizden ne oldu o yarışmada, yanlış olan neydi?
V: Belki söylenmez ama biz biraz piyasa bir grup kaldık, kitlesi olan.. Nedense bu tarz gruplar yarışmalardan çıkmıyor, belki jüridendir.. Bizim favori olarak gördüğümüz, bildiğimiz tanıdığımız birçok grup da çıkmadı.
G: Açıkçası Ankara’dan katılan birçok grubu tanıyoruz, birçoğu arkadaşımız ve bu grupların hiç biri dereceye giremedi. Benim kızdığım şey, müzik, olabildiğince çok insana dinletilebilen bir şey olmalı. Benim annem de dinlesin babam da dinlesin, kardeşim de dinlesin, ben de dinleyeyim. Orada seçilen grupları benim annem dinlemez. Güzel müzik güzel müziktir, bunu da her kültürden her seviyeden insan beğenir.
E: Bizim dışımızda da bir sürü iyi grup vardı ve dereceye giren gruplar hiç birimizin beklemediği gruplardı.
G: Ben bir örnek daha vereyim. Bir arkadaşım Soulitary’nin bir bestesini Roxy‘ye gönderdi. Hiçbir beklentimiz yoktu. Aynı yarışmaya DeM ile de katıldık. Bir sabah arkadaşım aradı beni “bir iyi bir de kötü haberim var” dedi. “Kötü haber DeM kazanamadı, iyi haber Soulitary kazandı” Ama inanın hiçbir ümidimiz yoktu, ticari anlamda iş yapamayacak bir grup Soulitary, bu grup seçilebiliyorsa ki, 10 yıldır Roxy’de finale kalan ve sahnede o kadar iyi bir performansla o kadar uzun süre kalan, çıkan en sert müzik yapan grup. Açıkçası ne yapacağımızı şaşırır hale geldik..

M: Bu tarz yarışma ya da organizasyonlarda yaşadığınız sizi sıkıntıya sokan ya da şaşırtan bir şeyler var mı?
G: Roxy'de oldu mesela. Roxy bizim yol paramızı vermedi. Biz buradan otobüs kaldırdık, sevenler, arkadaşlar falan beraber gittik buradan. Organizatörleri arayıp "biz buradan otobüs kaldırıyoruz son akşam, bir sıkıntı varsa sadece biz çıkıp geleceğiz" dedim. Onlar da "yok siz çıkın gelin, biz otobüs parasının bir kısmını size yol parası olarak ayırdığımız kısımdan veririz" dediler. Otel de ayarlamışlar sağolsunlar, ama biz o akşam otelde de kalamadan geri döndük çünkü Ankara’da bir konser daha vardı. Biz otelde kalmadık diye bize yol paralarımızı da vermediler. Açıkçası amatör adı altında olduğumuz sürece biz ve tüm gruplar bu tarz olayları yaşıyoruz.
V: Benim Nokia ile ilgili düşüncem halk oylamasının dikkate alınmadığı ya da sanırım ters yönde dikkate alındığı. Yüksek oyu olanları almamak gibi bir tavırları olduğunu düşünüyorum.
E: Aslında ben jüriye de hak veriyorum. 7 kişilerdi sanırım, ama 500 şarkı vardı..
G: Ya o zaman girmesinler böyle bir yükün altına, biliyorlar bu kadar katılım olacağını..
E: Her yarışmaya artık en az 500 grup ya da müzisyen katlıyor, 7 tane jüri üyesi yeterli mi?
G: Onu bırak, tüm türlerin bir arada olması da saçmalık.. Ben tüm sitelerdeki forumlara falan da yazdım yarışma saçma, reklam da yapmayacaktık ama baktık millet abanıyor oylama için, biz de abandık ama bir şey de olmadı. Ama sonuçta kazanan kazanıyor helal olsun, yolları da açık olsun. Ha bak bir şey de mutlaka söylemem lazım bu konuyla alakalı değil ama hiçbir emek harcamadan bir şarkı ile patlayanlara da gıcığım.


M: Sizi hangibar.com’un düzenlediği Hayko Cepkin konserinde son dakikada yapılan bir organizasyon değişikliği ile sahnede gördük, çok profesyonel davrandığınız bir geceydi, bu tarz organizasyon ve konserlerin devamı gelecek mi ?
G: Ayarlarsanız tabii ki:) Elimizden geldiğince konserlerde yer almaya çalışıyoruz. Konser teklifi geliyor sık sık ama o an için bizim durumlarımız uygun olmuyorsa katılamıyoruz.

M: Bursa, İstanbul konserleri vardı sanırım, ne oldu o konserler?
G: Davulcumuz gelmeyince:) -tüm gözler merakla ve gülümseyerek Barış’a döndü ve o an orada olup Barış’ı görmenizi isterdim- o zaman şartlar uygun değildi son anda katılamadık. Ama yakın zamanda o konserler de gerçekleşecek. Amaç her şehirde en az 1 kere konser vermek. Her farklı havayı,atmosferi yaşamak.

M: Yılbaşı programınız nasıldı, söylemek istediğiniz bir şey var mı?
G: Güzeldi, söylenecek bir şey yok o akşamla ilgili, söylenecek her şeyi sahnede müziğimizle söyledik.

M: Göktuğ ve Barış bu sorum özellikle size, Soulitary ne oldu, ne yapıyorsunuz ?
G: Sertaç İstanbul’da şimdi. Besteleri onunla beraber yapıyorduk. Ben de artık İstanbul’da olduğum için şimdi bestelerimizi yeniden yapacağız. Soulitary’nin herhangi bir ticari vs. kaygısı hiç olmadı olmayacak da. Bizim bu grupla piyasa olmak gibi bir derdimiz yok aslında, bu nedenle de sevdiğimiz şeyi sevdiğimiz için yapıyoruz. Bizim herhangi bir grubumuzla da gerçekten piyasa derdimiz yok ama müzisyenliği meslek edinmek istediğimiz ve hayatımızı bu işten kazanmak istediğimiz için DeM ile bazen kurallarına göre oynayabiliyoruz, şimdilik..
B: Çok eğlenerek ve zevk alarak çaldığımız bir grup, onunla çalmaya ve beste yapmaya devam edeceğiz.

M: Ertuğrul hazır seni bulmuşken Deprem’i sormak isterim, çok sıkıntılı dönemler geçirdiniz, şu an durum ne?
E: Bir süredir sağ olsun Göktuğ idi bizim vokalimiz, bize yardım etti vokalist bulana kadar. 2 sene kadar ara vermiştik, davulcumuzu TNK’ye gönderdik, onlar da sevdiğimiz arkadaşlarımız.. Yeni bir davulcu katıldı grubumuza, şimdi bir de vokal arıyoruz. Bu yeni yapılanmayı tamamlayınca Deprem ile de kaldığımız yerden devam edeceğiz.

M: Forumlarınızı takip ediyorsunuz gözlemlediğim kadarıyla, önemli sizler için, ya da ne kadar ciddiye alıyorsunuz?
V: Ben forumu bıraktım artık, elbette insanların söyledikleri önemli ama bir o kadar da hiçbir şey bilmeden, sadece eleştirmek için eleştiren insan da var. Internet olunca çoğu zaman seviye de düşebiliyor. Ha elbette yazılanları okuyorum ve takip ediyorum, çok müdahale edilmesi gerektiği durumlarda da yazıyorum.
E: Müzisyen sayısı arttı, buna bağlı olarak da gelen eleştiriler de çok acımasız olmaya başladı. Herkes, yani bizi sevenler bile karşı tarafa çok ağır eleştirilerde bulunabiliyor, çoğu zaman çok dejenere olmuş bir ortam maalesef forumlar. Ama tabii ki takip etmek gerekiyor. İnsanların tavsiyelerini okumak, tepki ve eleştirilerini dikkate almak gerekiyor. Güzel şeyler geldiğinde mutlu da oluyoruz, ama genelde kötü eleştiriler..
B: Zaten girenler ve yorum yapanlar belli ve genelde de gelen yorumlar hep aynı yönde, bu nedenle de okuyup geçmek gerekiyor.
E: Artık bir noktadan sonra gelen eleştirinin senin müziğinden çok kişiliğine yapılmış bir eleştiri olduğunu düşünmeye başlıyorsun ve bir süre sonra inandırıcılığını kaybetmeye başlıyor. İyi ya da kötü bir şekilde her eleştiriye tepki duyuyorsun.
G: Amatör grupların forumlarının en aktif olduğu site TurkRock. Ben de bu sitenin ilk kullanıcılarından biriyim ve düzenli takip ediyorum. Eskiden insanlar seni ya konser ya da bar programlarında gelip izlerdi ya da hazırlanmış demolarımız elden ele dolaşıp insanlara ulaşırdı, ya da birkaç siteye MP3 formatı ile demolarımızı bırakırdık isteyenler download ederdi. Ama sonrasında bu forumların oluşmasıyla her şey daha bir ortada olmaya başladı özelinden tut da, yaptığın işe kadar her şey ortalıkta olmaya başladı, bu nedenle de çok fazla sevemiyorum forumları.. Ben forumdaki çoğu aktif kullanıcıları tanıyorum veya konser organizasyonu da yaptığım için birçok insanla içiçeyiz. Bu nedenle buradan iyi de bir övgü gelse artık düşünür haldeyiz acaba ne kadar doğru diye.. Tanımadığımız insanlardan birileri gelince sanki daha objektif gibi geliyor. Bu şu anlama gelmesin yazanları kaale almıyoruz, hepsinin ellerine sağlık. Ama şunu kesinlikle söylemek isterim vokal berbat denilirse elbette ciddiye almam, ama vokal şu tonlarda detone oluyor ya da şu şarkı vokalin sesine gitmemiş gibi bir eleştiri olursa bunu daha çok ciddiye alabilirim.
E: TurkRock olarak bakarsak 35–40 bin kişilik bir üye potansiyeli var. Bakarsan hepsi bilinçli, hepsi oraya eleştiri yağdırıyor, beğenmiyor. Ama bu 40 bin kişilik kitlenin yanında Türkiye’de rock albüm satışları 10 bini geçmiyor.
G: 35–40 bin kişinin kaçı albüm alıyor, kaçı gerçekten demoları dinliyor bunları bilmek lazım. Ayrıca orada çalmayan adam da müzisyenim diyor birçoğunun amacı da çevre ve kız arkadaş edinmek, bunların da çok fazla ciddiye alınmaması gerekiyor. Sonuçta oradan gaza gelmeye ya da demoralize olmaya gerek yok, herkes kendine bir ayna tutsun bence, biz biliyoruz neyimiz eksik neyimiz fazla. Forumun en fazla sayfası olan gruplarından biriyiz ama nedir yani?
V: Bir de şu var, bir grubu eleştirebilmek için o grubu takip etmiş olmak lazım, ben birkaç kez dinlediğim bir grupla ilgili yorum yapamıyorum mesela.. Yeterince görememişimdir, analiz edememişimdir diye, ama birileri bir kez gelip 1 saat dinleyip "yok şunu düzeltin, yok bunu değiştirin" diyebiliyor.
G: Ben Ankara’da çıkan amatör ya da yarı amatör birçok grup ile konser organizasyonu düzenledim, bu kadar grubu ben bu kadar yakından tanıyorken bile eleştiri yaparken durup düşünüyorum. Çoğunluklada eleştiremiyorum. Sonuçta eleştirmenlik diye bir meslek var.
E: Bizim de sahnede ya da forumlarda tartıştığımız bir sürü şey oldu, müziğini de beğendiğimiz gruplar var, ama eleştirilmesi gereken şeyler olduğunda gidip "iş başka, arkadaşlık başka" diye yüzüne söylediğimiz durumlar oluyor. Ama işte amacından sapmış durumda her şey..
G: Bize bu adamlardan karı-kız için müzik yapıyorlar diye bir eleştiri geldi. Çok şükür hiçbirimizin hiçbir dönemde böyle bir ihtiyacı olmadı. Kızlar bizi beğeniyorsa ne yapalım:) Çok yanlış şeyler bunlar ya.. Bir de yaş kitlesi çok küçük forumlarda, biz artık biraz daha yaşımızı aldık, her ne kadar Ertuğrul küçük olsa da.. Uzun zamandır buralarda, bu işin içindeyiz ağırımıza gidiyor. Bunu aşağılamak adına söylemiyorum yanlış anlaşılmasın, belki bizden küçüklerin seviyesine, bizden büyüklerin de olgunluklarına zaman zaman hitap edemiyor olabiliriz.
E: Ben belki burada diğerlerinin adına konuşacağım ama haliyle saygı beklerler, kaç yıldır bu işin içindeler, onlar kaç senedir ne yapıyorlar? Açıkçası ben grup elemanlarına saygı gösteriyorum, çünkü daha çok müzik yapmışlar ve daha tecrübeliler, ki tecrübe müzikte çok önemli.
G: Biz ağabeye ağabey, kardeşe kardeş demeyi biliriz.
E: Biz delikanlı grubuz!?!?

M: Allah’ım şimdi bayılacağım:)) Bayılmadan evvel hangibar.com ile ilgili düşüncelerinizi alabilir miyim?
G: İlk açıldığından beri takip ediyorum hatta ilk grup ekleyenlerden de biriyim. Bence çok faydalı, bar nerdeymiş, ne tarz müzik varmış gibi detayları öğrenebileceğim faydalı bir site. Ayrıca promosyonlar da gayet iyi..
E: Kesinlikle gerekli bir siteydi. Barlar hakkında rahat bilgi edinebiliyorum ya da telefon edip sana sorabiliyorum:) Ayrıca bir müzisyen olarak diğer gruplarla ilgili bilgi edinebiliyorum.
G: İnsanlar, orada bile hit yapmaya çalışan insanlar var, keşke olmasaydı, ya da engel olunabilse..
V: Bazı forum sayfalarında sizde, ya da barların sayfalarında mekân işletmecileri ve gruplar kendilerini başkalarıymış gibi övüyorlar. Bu zaten anlaşılıyor nete sık girenler tarafından. Bu da belki hangibar.com ile ilgili eleştirebileceğimiz şeyler.

M: İçinizden gelen son olarak söylemek eklemek istediğiniz bir şeyler var mı?
B: Sonuna kadar bu işe devam etmeye çalışacağız.
E: Eskiye nazaran müzik yapmak Türkiye’de daha da zorlaştı, biz de elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz.
V: Amacımız profesyonel olmak.
G: Valla elimizden geldiğince gücümüzün yettiği sürece devam edeceğiz, grubumu ve yaptığımız müziği çok seviyorum. Umarım şartlar da devam etmemizi gerektirir de, biz de sonuna kadar devam ederiz. Destekleyen desteklemeyen herkese teşekkürler.

DeM her Cumartesi saat 20:30 da Garage Rock Bar’da!

Vokal: Göktuğ
Gitar: Volkan
Bas: Ertuğrul
Davul: Barış

http://www.demiz.biz/

[Haberin Eklenme Tarihi: 07.03.2006]

Haberlerin Tamamı >>